Paris, o sabah hiç kimseyi sevmiyordu. Yağmur değildi tam olarak — daha çok gökyüzünün kararsızlığıydı; ne yağacak kadar cesur, ne de duracak kadar onurlu. Kaldırımlar ıslaktı, insanlar öfkeliydi ve Métro'nun 4 numaralı hattı yirmi üç dakika gecikmişti.